blank

Evet, Aşılandık Peki Ya Sonra?

Bir buçuk yıldır pandemi ile birlikte, adeta gölgesinde yaşamlar sürdürüyoruz.

Günlük yaşamımız pandemiyle birlikte pek çok değişikliğe uğradı, kısıtlamaların gölgesinde günlerimizi, haftalarımızı, aylarımızı geçirmeye devam ediyoruz.

Hepimizin aklında acaba ne zaman normale döneceğiz, ya da eski yaşantımıza dönebilecek miyiz soruları da meşgul ediyor?

Bu yeni normalleşme süreci şu an için aşılamayla birlikte bir yandan devam ederken acaba hangi aşamalar nasıl olacak şeklinde sorular da aklımızı kurcalıyor?

Maskelerden ne zaman kurtulacağız, rahat rahat ne zaman gezeceğiz, seyahat kısıtlamaları olmaksızın dilediğimiz yerlere sınırsız gideceğiz gibi aklımızda bir sürü sorularda ister istemez oluşuyor.

Ülkemizde de aşılanma oranlarının artmasıyla bu yeni normalleşme sürecine geçişimiz hızlanacak gibi duruyor. Amerika’da Centers for Disease Control and Prevention’ın (CDC) Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayınladığı “When You’ve Been Fully Vaccinated” (Tamamen aşılandığımızda ) adlı yazısı tam da bu sorularımızdan bahsederek, bazı ihtimaller hakkında  bir derleme yazısı kaleme almış, bizde bu hafta bu ihtimaller hakkında konuşalım. 5

  • Güncel veriler,  Covid-19 aşılarının yüksek oranda Covid-19 hastalığına yakalanmaktan korumakta olduğunu gösteriyor.
  • Aşıya rağmen yine de hastalığa yakalanılırsa da hasta olan kişilerde ağır hastalık görülme ihtimali anlamlı oranda düşmekte ve yan etki görülme riski de azalmaktadır.
  • Ayrıca bu bireylerin Covid-19 bulaştırıcılığını da azaltmaktadır.
  •  Covid-19 aşı dozları tamamlanan kişiler için (şu an için çift doz) CDC bir takım önerilerde bulunuyor, bunu yaparken de mevcut verilerden ve devam etmekte olan çalışmalardan da yararlandığını görüyoruz.1–4​
  • CDC’nin tam aşılı olarak kabul ettiği popülasyonun(toplumun) tanımı ile başlayacak olursak Amerika’da hali hazırda kullanılan ve FDA (İlaç ve gıda dairesi )onaylı aşılar dikkate alınmış.
  • Kişiler, çift doz olarak yapılan aşılar ( Pfizer veya Moderna) için ikinci dozdan, tek doz yapılan aşılar (Johnson & Johnson’s Janssen) için de aşıdan 2 hafta sonra tam aşılı olarak kabul edilmekte oldukları belirtilmiş.
  • Bağışıklık sistemini güçsüzleştiren hastalığı olan ya da buna neden olan ilaçları kullanan kişileri bu kapsamın dışında bırakmışlar ve Aile hekimlerinin önerileri doğrultusunda gerekli önlemleri almaları önerilmiş. 5

Yazının temelinde kapalı alan ve açık alanlardaki güvenli aktivitelerden bahsedilmiş ve bu aktiviteler aşılı ve aşısız insanlar için risk durumuna göre de belirtilmiş. 5

blank

Tam aşılı insanlar için yukarıdaki güvenli aktivitelere ilaveten;

-ABD içindeki yolculuklar için önce ve sonra testler kaldırılmış, yolculuk sonrası karantinaya gerek duyulmadığı söylenmiş,-ABD dışına uçuşlar için uçuş öncesi test istenmemesine rağmen dönüş uçuşları için hala test istenmeye devam edilmiş. Hatta dönüş uçuşundan 3-5 gün sonra tekrar test istenilmiş,-Covid-19’lu biriyle temas halinde izolasyon ya da test istenmemiş, 5

Bu özgürleşme önerileri verilirken bir yandan da hala dikkat edilmesi gereken aktiviteler vurgulanmış;

İş yerleri ve kamu kurum, kuruluşların Covid-19 kurallarına uyulmasına devam edilmesi,

-Toplu taşıma (uçak, otobüs, tren) kullanırken kendini ve etrafındakileri korumak için korunma önlemlerine dikkat edilmesi gerektiği özellikle maske takılması gerektiği vurgulanmış.

-Bireylerin kendi sağlıklarını yakından izlemeleri gerektiği, Covid-19 belirtileri açısından dikkatli olmaları ve belirtilerin olması halinde izolasyon/karantina önerilerine dikkat edilmesi ve test verilmesi önerilmiş.

Bu süreç içerisinde ise hala cevabı bilinmeyen soruların olduğu ve öğrenmeye devam edilen noktalar da belirtilmiş. Aşının virüsün varyant tiplerine karşı ne kadar etkili olacağı konusunda hala birçok soru işareti bulunmakta olduğu belirtilmiş. Aşıların bağışıklık sistemi azalmış/bastırılmış bireylerde ne kadar koruyucu olacaklarının henüz bilinmediği ve aşının koruyuculuğunun ne kadar süre devam edeceğinin de bir diğer bilinmeyen nokta olduğu belirtilmiş. Bu ve benzeri konularda da yeni bilgiler, veriler açıklandıkça yeni güncellemeler de gelecektir. 5

Yazının sonuna iliştirilen şu küçük not dikkat çekmekte. Bu rehberin FDA onaylı aşılar için yazıldığı ama Dünya Sağlık Örgütü’nün onayladığı aşılar (AstraZeneca/Oxford vs.) için de kullanılabileceği belirtilmiş.5

Aşılanma oranlarımızın da yükselmesiyle maskesiz, sosyal mesafesiz günlerin Ülkemize de en kısa zamanda gelmesini heyecanla bekliyor, bu uygulamaların nasıl etki edeceğini ise zamanla göreceğimizle yazımızı bitiriyoruz. 5

O zaman gelene kadar da aşı randevusu için sırası gelen tüm vatandaşlarımızı Sağlık kurum/kuruluşlarımıza Aşılarını olmak üzere davet ediyoruz.

KAYNAKÇA

1.Pilishvili T. Interim Estimates of Vaccine Effectiveness of Pfizer-BioNTech and Moderna COVID-19 Vaccines Among Health Care Personnel. CDC. Published May 21, 2021. Accessed May 31, 2021. https://www.cdc.gov/mmwr/volumes/70/wr/mm7020e2.htm#contribAff

2.Tenforde MW. Effectiveness of Pfizer-BioNTech and Moderna Vaccines Against COVID-19 Among Hospitalized Adults Aged ≥65 Years — United States, January–March 2021. CDC. Published May 7, 2021. Accessed May 31, 2021. https://www.cdc.gov/mmwr/volumes/70/wr/mm7018e1.htm?s_cid=mm7018e1_w

3.Thompson MG. Interim Estimates of Vaccine Effectiveness of BNT162b2 and mRNA-1273 COVID-19 Vaccines in Preventing SARS-CoV-2 Infection Among Health Care Personnel, First Responders, and Other Essential and Frontline Workers — Eight U.S. Locations, December 2020–March 2021. CDC. Published April 2, 2021. Accessed May 31, 2021. https://www.cdc.gov/mmwr/volumes/70/wr/mm7013e3.htm

4.Britton A. Effectiveness of the Pfizer-BioNTech COVID-19 Vaccine Among Residents of Two Skilled Nursing Facilities Experiencing COVID-19 Outbreaks — Connecticut, December 2020–February 2021. CDC. Published March 19, 2021. Accessed May     31,2021. https://www.cdc.gov/mmwr/volumes/70/wr/mm7011e3.htm

5. https://acilci.net/evet-asilandik-peki-ya-sonra/ Erişim tarihi: 07.06.2021

blank

Hemodiyaliz Hastaları Kuvvetli Bir Bağışıklık Sistemine Sahip Olmak İçin Beslenmelerinde Nelere Dikkat Etmelidir?

26 May 2021 Genel

Covid-19 pandemisini yaşadığımız şu günlerde insanların aklına en sık gelen konuların başında bağışıklık sistemi gelmekte. Biz diyetisyenlere de bu konuda sıklıkla sorular geliyor. Bağışıklığımı kuvvetlendirmek için ne yapmalıyım, ne yersem bağışıklık sistemimi kuvvetlendirebilirim? Hiçbir konuda olmadığı gibi bağışıklık sistemimiz için de mucize bir besin tabii ki yok. En kuvvetli bağışıklık dengeli ve yeterli beslenmeyle oluşur. Bu konudan yazının devamında tüm ayrıntıları ile bahsedeceğim ama gelin önce bağışıklık sistemi nedir, oradan başlayalım.

     Bağışıklık sistemi (immün sistem); vücudun herhangi bir hastalığa karşı kendisini savunma, hastalığı yenme gücüdür. Bunu yaparken bağışıklık sistemi, vücuda giren yabancı molekülleri tanır ve kendisine ait olan dokulardan ayırır. Yabancı olan yapılarla savaşır ve onları yok eder. Bu şekilde kusursuz çalışan bağışıklık sistemimiz bazı durumlarda bizim desteğimize ihtiyaç duyabilir. Bağışıklık sistemimizi güçlendirerek vücut direncimizi artırmak bizim hastalıklara yakalanma riskimizi düşürür. Peki bağışıklık sistemimizin doğru çalışabilmesi için neler önemlidir, hangi besin ögelerinin rolü büyüktür bunlardan bahsedelim.

Güçlü bir bağışıklık sisteminin temeli yeterli ve dengeli beslenmedir. Vitamin satış piyasası sebebiyle bağışıklık denildiğinde akla ilk olarak vitaminler gelse de sadece vitamin ve mineral takviyeleri ile güçlü bir bağışıklığa sahip olmak mümkün değildir. Diyetisyenlerin her zaman söylediği, Türkiye Klinik Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneğinin de onayladığı gibi vitamin ve mineralleri doğrudan yiyeceklerle almak vücut için en iyi yoldur. Vitamin ve mineral takviyelerini hap olarak alanlarda etkinin çok az olduğu belirlenmiştir. Sadece mecburiyet durumlarında takviye olarak kullanılmalıdır. Hiçbir vitamin ve mineral takviyesi güçlü bir bağışıklık açısından yeterli ve dengeli beslenmenin yerini tutamaz.

Tekrar söylemek gerekirse sağlıklı ve dengeli beslenme ile bağışıklık sistemini kuvvetlendirebiliriz. Örneğin kişinin vitamin düzeyleri ne kadar iyi olursa olsun protein tüketimi yeterli düzeyde değilse kuvvetli bir bağışıklık sisteminden söz etmek mümkün değildir. Dengeli ve yeterli beslenme hemodiyaliz hastaları için çok daha önemlidir.

Makrobesin öğelerinin bağışıklık sistemi üzerine etkileri:

1- Protein:

     Protein bütün yaşamsal fonksiyonlarımız için elzem olan besin ögesidir. Hemodiyaliz hastaları için protein tüketim miktarı, PEM(protein-enerji malnütrisyonu) riskini ortadan kaldıracak miktarda ve nitrojen dengesini sağlayacak ölçüde olmalıdır. Hesaplamalarımızı ona göre yapmaktayız. Hastalarımızın beslenmesinde proteinin yeri çok önemlidir. Ayrıca diyalizat ile aminoasit kayıpları, artmış protein katabolizması, metabolik ve hormonal değişiklikler artmış protein gereksinimleri için nedenlerdir.

Hemodiyaliz hastalarının alacağı proteinin en az %50’si yüksek biyolojik değerlikli olan hayvansal kaynaklı proteinlerden karşılanmalıdır. Hayvansal kaynaklı proteinlerin başlıcaları; tavuk, balık, kırmızı et, yumurta, peynir, süt ürünleri, vb. gıdalardır.

2- Karbonhidratlar:

     Karbonhidratların vücudun temel enerji kaynağı olmalarının yanı sıra bağışıklık sisteminin işleyişinde önemli bir role sahiptir. Karbonhidratlar bağışıklık sisteminin en önemli elemanlarından olan T hücrelerinin çalışmasında rol sahibidir. Karbonhidratların kan glikozu (şeker) üzerine etkisinin değerlendirilmesinde glisemik indeks (Gİ) kavramı kullanılmıştır. Gİ’ i yüksek yani kan glikozunu hızlı yükselten basit şekerli gıdaların aşırı tüketiminin düzensiz bağışıklık yanıtına yol açabileceği bilinmektedir. Basit şekerli gıdalara örnek olarak pirinç, patates, mısır, kavun, karpuz, her türlü işlenmiş paketli gıda, şekerli tüm gıdalar, atıştırmalıklar verilebilir.

3- Yağlar:

Güncel veriler diyetle alınan yağın miktarının ve türünün bağışıklık sistemi hücrelerinde birçok önemli göreve sahip olduğunu düşündürmektedir. Yağ tüketiminden tamamen kaçınmak da hatadır, aşırı miktarda yağ tüketmek de hatadır. Faydalı Omega 3 yağ asitlerinin immün sistem cevapları için çok önemli olduğu bilinmektedir. Omega 3 yağ asitlerini balık ve balık yağından almaktayız. Diğer bir yandan aşırı yağlı beslenen bireylerin günlük yağ alımı %36’ dan %25’ e düşürüldüğünde lenfosit yanıtı ve doğal öldürücü hücrelerin aktivite kapasitesi artmaktadır. Yağ alım miktarındaki azalmanın bağışıklık yanıtı göstergelerini güçlendirdiği yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

Özellikle trans yağ adı verilen yağlardan uzak durmak bağışıklık sistemimiz dahil tüm vücut sağlığımız için dikkat etmemiz gereken bir noktadır. Bu yağ grubunun ilk temsilcisi margarindir. Hazır gıda endüstrisindeki bütün kızartılmış gıdalar (aynı yağ defalarca kullanılıyor, kanserojen etki çok yüksek!), paketli hazır gıdalar, atıştırmalıklar da bu grup yağ sebebiyle uzak durmamız gereken besinlerdir.

Mikrobesin ögelerinin bağışıklık sistemi üzerine etkileri:

1- A vitamini:

A vitamini vücutta hücresel bağışıklık, büyüme, üreme, kemik metabolizması ve görmede önemli fonksiyonları olan mikrobesin ögelerinden biridir. A vitamini yetersizliğine bağlı olarak T hücre büyümesi desteklenememektedir. Bazı hemodiyaliz hastalarında A vitamini düzeylerinde artış görülebilmektedir. Bu sebeple satın alınan kompleks vitaminlerin içerisinde A vitamini bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise, uzun süreli ve yüksek oranda A vitamini takviyesi kullanmak vücutta toksik etki oluşturacağından doktorunuza danışmadan kesinlikle A vitamini içeren bir vitamin takviyesi kullanmayınız. A vitamini içeren gıdalara örnek olarak havuç, kırmızıbiber, bal kabağı, kayısı, karalahana verilebilir.

2- B vitaminleri:

B vitaminlerinin sağlıklı bir bağışıklık sisteminin oluşturulmasında ve sürdürülmesinde etkili olmasının yanı sıra Covid-19 enfeksiyonu semptomlarının (belirtilerinin) önlenmesi veya azaltılması potansiyeline sahip olabileceği, tedavi edebileceği belirtilmiştir. B vitaminlerinin yetersizliklerinde; antikor yanıtlarında anormallikler, hastalık semptomlarında artış, yara iyileşmelerinde azalma, T hücre fonksiyonlarında bozulma görülmektedir. Yapılan bir çalışmada böbrek yetmezliği olan hastalarda immün yanıtın B6(piridoksin) vitamini desteği ile iyileştiği gözlenmiştir.

3- C vitamini:

Antioksidan özelliği bulunan C vitamini; metabolizma, demir emilimi, immün hücrelerinin fonksiyonlarını destekleme, beyaz kan hücrelerinin enfeksiyon olan bölgeye taşınması gibi bağışıklık üzerinde direkt ve dolaylı yoldan çeşitli etkileri bulunmaktadır. C vitamini yetersizliği bulunan kişiler, pnömoni gibi ciddi solunum hastalıklarına daha duyarlıdırlar. Bu konuda yapılan bir meta-analiz çalışmasında, özellikle diyetle alımı düşük olan bireylerde C vitamini desteğiyle pnömoni riskinde önemli bir azalma gözlendiği belirtilmiştir.

2020 yılı Ocak ve Nisan ayları arasında Shanghai Halk Sağlığı Klinik Merkezinde yapılan bir çalışmada; Covid-19 enfeksiyonu geçiren, ağır pnömoni tablosuyla tedavi edilen 12 hastaya, 24 saat içinde hastanın ağırlığına göre (71-351 mg/kg) ve intravenöz(damar yolu ile) C vitamini uygulanmış, hastaların CRP seviyeleri 0. güne kıyasla 3. ve 7. gün anlamlı bir şekilde azalmış, T hücreleri ise 3. günde normal seviyeye ulaşmıştır. Bu çalışmanın sonucundan da anlıyoruz ki C vitamini tedavisi inflamatuar (iltihabi) yanıtı, immün fonksiyonu iyileştirmektedir. C vitamini bilindiği üzere taze sebze ve meyvelerde bulunmaktadır.

4- D vitamini:

     Vücudumuzda bulunan D vitamininin %90-95’ i güneş ışınlarının deriye yansıması ile sentezlenmektedir. Doğal besinlerde çok az bulunur. Balık, balık yağı, karaciğer ve yumurta sarısı dışındaki besinlerde D vitamini bulunmaz. Eksikliğinde osteoporoz(kemik erimesi) ve kas zayıflığı meydana gelir. D vitamini eksikliği küresel bir sorundur. Güneşin en bol olduğu Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerde bile D vitamini eksikliği çok yaygındır.

     D vitamininin immün fonksiyonlara da katkı sağladığı bilinmektedir ve Covid-19 enfeksiyonu geçiren hastaların tedavisinde, takibinde sıklıkla faydalanılmıştır ve faydalanılmaktadır. Filipinler’de Covid-19 ile enfekte olmuş 212 hastanın, serum vitamin D düzeyleri ile klinik seyirleri arasındaki ilişkinin incelendiği çalışmada; D vitamini düzeyinin kritik vakalarda en düşük, hafif vakalarda en yüksek olduğu, D vitamini durumunun hastalığın klinik seyri ile önemli derecede ilişkili olduğu gösterilmiştir. D vitamini düzeyindeki artışın klinik sonuçları iyileştirebileceği, en kötü sonuçları hafifletebileceği, azalmanın ise klinik sonuçları kötüleştireceği belirtilmiştir.

5- E vitamini:

Yapılan çalışmalar E vitaminin; antioksidan, anti inflamatuar özellikte olduğunu göstermektedir. Bağışıklık hücrelerinin normal fonksiyonlarında çalışabilmesinde önemli rol oynar. E vitamini eksikliği yeterli ve dengeli beslenen insanlarda nadiren görülür. E vitamini içeren gıdalar ceviz, fındık, badem, ıspanak, marul, maydanoz, zeytinyağı, vb. gıdalardır.

Minerallerin bağışıklık sistemi üzerine etkileri:

Mineraller içinden kalsiyum, demir, potasyum, selenyum ve çinkonun bağışıklık sistemimiz için önemi büyüktür. Bu mineraller immün hücrelerin doğru çalışmasında, immün yanıtın oluşturulmasında etkilidirler. Bu minerallerin eksiklikleri hastada immüniteyi zayıflatır, tekrarlayan akut solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir.

     Çinko eksikliği bağışıklık sistemimizin işleyişinde bozukluğa yol açarak bulaşıcı hastalıklara duyarlılığı artırır. Hücre içi çinko konsantrasyonunun artırılmasının Covid-19 enfeksiyonu gibi çeşitli RNA virüslerinin çoğalmasını etkili bir şekilde bozabileceği ifade edilmektedir. Uzun yıllardır bağışıklık sisteminin çinko tarafından düzenlendiği bilinmektedir. Yetersiz çinko ile beslenen bireylerde immün eksikliği görülmektedir. Çinko ve demir eksikliği olan bireylerde çok ciddi immün fonksiyon bozukluğu görüldüğü ve bu bireylerin çinko ile tedavi edilmelerinin pozitif sonuçlar verdiği gösterilmiştir. Yapılan birçok çalışmada da çinkonun Covid-19 enfeksiyonu tedavisinin başarısında önemli katkısı olduğu görüşü ileri çıkmaktadır. Çinko içeren besinler kırmızı et, peynir, süt, vb. gıdalardır.

Probiyotiklerin bağışıklık sistemi üzerine etkileri:

Probiyotikler Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Yeterli oranda tüketimi sonucunda sağlığa olumlu katkıda bulunan yaşayan organizmalar” tanımıyla kabul görmüştür. Şu an ise en basit ifadeyle yoğurt, peynir ya da hamur mayalarken kullandığımız mikro canlılar gruplarından olan ve çoğunluğu bakterilerden oluşan canlı mikroorganizmalar olarak tanımlayabiliriz. Vücudumuzu zararlı bakterilere karşı koruyan, enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olan bu faydalı bakteriler bağışıklığımızı güçlendirir. Doğal olarak fermente edilmiş yoğurt ve kefir doğal probiyotiklerdir.

Alkol ve tütünün bağışıklık sistemi üzerine etkileri:

Az miktarda alkol tüketimi bile bağışıklık sistemini etkileyerek birçok organ hastalığına neden olabilmekte, bağışıklığı oluşturan hücreleri sayıca azaltarak ve fonksiyonlarını bozarak hastalıklara zemin hazırlayabilmekte iken kronik alkol tüketimi lenfosit sayısını çok hızlı düşürmekte, T hücre sayısını ciddi oranda azaltmaktadır. Yapılan bir çalışmada 6 ay süreyle alkolü bırakmanın lenfositleri düzelttiği saptanmıştır.

Sigara immünolojik homeostazı bozar. Bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı olan normal yanıtını baskılar. Covid-19 salgınında da sigaranın hem bulaşmayı kolaylaştırdığı hem de hastalığı ağırlaştırdığı tespit edilmiştir. Bu olumsuz etkiler değişik boyutlarda pasif içicilerde ve elektronik sigara kullanan kişilerde de görülmektedir.   

Sonuç olarak, bağışıklık sistemimizin kuvvetli olması için hiçbir besin ögesi tek başına yeterli değildir. Tüm besin ögeleri, tüm gıda grupları bir denge içerisinde tüketilmelidir ki vücut her anlamda sağlıklı ve güçlü olabilsin. Yukarıda tek tek besin ögelerini anlatırken gıdalardan örnekler verdim fakat dikkat ettiyseniz hiçbiri için miktar bilgisi paylaşmadım. Siz hemodiyaliz hastaları olarak beslenmesine çok dikkat etmesi gereken önemli bir grupsunuz bunu unutmayın. Sizlerin diyetleri; sadece yaş-boy-kilo takibi ile değil, her birinizin ayrı ayrı kan tahlili sonuçları incelenerek hazırlanmaktadır. Lütfen diyetisyeninizin yazdığı size özel olan diyetinize uyunuz.

     Yazımı hemodiyaliz hastalarının beslenmesinde en önemli gıda olarak gördüğüm yumurta ile bitirmek isterim. Yumurta; yukarıda bahsettiğimiz, sizlerin bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek besin ögelerinin, C vitamini dışında, hepsini içermektedir. Bu kadar kıymetli, besleyiciliği yüksek olan bir gıdayı lütfen beslenmenizden eksik etmeyin.

Uzman Diyetisyen Ece ERGUN

Yazının tüm hakkı saklıdır. | 26.05.2021

Kaynakça

  • Altıparmak M.R., `Hemodiyaliz hastalarında beslenme`, Türkiye Klinikleri J Nephrol-Special Topics, 8(2):53-60, 2015.
  • `Bağışıklık, Beslenme ve Yaşam Tarzı Raporu Kasım 2020`, `Turkish Academy of Sciences`, www.tuba.gov.tr/files/images/2020/bagisiklik/TÜBA%20-%20Bağışıklık,%20Beslenme%20ve%20Yaşam%20Tarzı%20Raporu.pdf
  • Carr A.C., Maggini S., `Vitamin C and immune function`, Nutrients, 9(11), 2017.
  • Casciato D.A. et al, `Immunologic abnormalities in hemodialysis patients: improvement after pyridoxine therapy`, 38(1):9-16,1984.
  • E Smith R., Tran K., M Richards K., Luo R., `Dietary carbohydrates that modulate the immune system`, Clinical Immunology, Endocrine & Metabolic Drugs, 2(1):35-42, 2015.
  • Güven B., Kara Z., Onay Beşikçi A., `C vitamini, D vitamini, çinko: Covid-19 tedavisinde mikro besinlerden makro beklenti gerçekçi mi?`, Covid-19 Tedavi Uygulamaları;Kanıt Değerleri, 1. Baskı, Türkiye Klinikleri, 53-8, 2021, Ankara.
  • Hemila H., `Vitamin C and infections`, Nutrients, 9(4), 2017.
  • Margioris A.N., `Fatty acids and postprandial inflammation`, Current Opinion in Clinical Nutrition & Metabolic Care, 12(2):129-137,2009.
  • Nergiz Ünal R., `Diyet yağı ve yağ asitleriyle immün sistem etkileşimi`, Türkiye Klinikleri J Nutr Diet-Special Topics, 2(2):352-356, 2005.
  • Tuna F., Kyalar G., `Vitaminler, destek tedaviler ve Covid-19`, Covid-19 Pandemisi ve Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, 1. Baskı, Türkiye Klinikleri, 83-8,2020, Ankara.
  • Zhao B., Ling Y., Li J., Peng Y., Huang J., Wuang Y., et al., `Beneficial aspects of high dose intravenous vitamin C on patients with Covid-19 pneumonia in severe condition: a retrospective case series study`, Ann Palliat Med, apm-20-1387, 2020.
blank

Dr. Burak DEMİR’e Tüm Katkıları İçin Teşekkür Ediyoruz.

Beylikdüzü ve Büyükçekmece Koç Diyaliz Merkezlerimizde Temmuz 2017 tarihinden bugüne kadar Sorumlu Hekimlik görevini icra eden çalışma arkadaşımız Sayın Dr. Burak DEMİR’e görevde bulunduğu dönem içerisinde göstermiş olduğu önemli katkılar, emek ve tüm çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz.

Dr. Burak DEMİR’in 15 yılı aşkın Hemodiyaliz tecrübesinden sonra mesleki kulvar değişikliği kararı nedeni ile aramızdan ayrılmış olmasının üzüntüsünü en içten duygularımız ile paylaşır iken yeni iş yaşamında çok başarılı olacağına olan inancımızla kendisine ve ailesine sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyoruz. Yolunuz açık ve aydınlık olsun.

İstanbul ve Bursa Koç Diyaliz Merkezleri                                

blank

Ramazan’da Gıda Güvenliği İçin Öneriler-3

Ramazan’da Gıda Güvenliği İçin Öneriler

  • Gıda güvenliğini sağlamak için temizlik, pişmiş besinlerle çiğ besinlerin ayrılması, uygun pişirme, besinlerin uygun sıcaklıklarda saklanması, güvenilir gıda ve su kullanılması ilkelerine uyun.
  • Satın alınma sırasında gıdaların etiketlerini okuyun. Son kullanma tarihini ve besin değerlerini kontrol edin.
  • Çabuk bozulabilen et, tavuk, balık gibi besinleri alışverişin sonunda alın. Bunların çiğ tüketilecek besinlerle temasını önleyin ve soğuk zincir bozulmadan en kısa süre içerisinde (en fazla iki saat, sıcak havalarda en fazla bir saat içinde) buzdolabına yerleştirin.
  • Besinlerin hazırlandığı, pişirildiği alanların ve bu süreçte kullanılan her türlü araç-gereçlerin temiz ve hijyenik olmasına dikkat edin.
  • Yiyecek-içecek hazırlarken; kişisel hijyene dikkat edin.
  • Ağız, burun ve saçınıza dokunmayın.
  • Öksürme ve hapşırma sırasında kağıt mendili veya kol içinizi kullanın.
  • Yemeklerin tat kontrollerini yemeğin karıştırıldığı kaşıkla değil, ayrı bir kaşık ile bir tabağa koyarak yapın.
  • Ellerinizi her işin başında, çiğ besinlere dokunduktan sonra, tuvaletten her çıkışta, yemekleri servis etmeden önce ve mendil kullandıktan, paraya dokunduktan, kirli araç-gereçlere dokunduktan, öksürüp-hapşırdıktan, çöplere dokunduktan sonra mutlaka hijyenik bir şekilde yıkayın.
  • Saçlarınızı yemeğe düşmesini engelleyecek şekilde toplayın.

Kaynakça: Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü

https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/haberler/ramazan-da-beslenme-onerileri.html

blank

Böbrek Hastalarının Oruç Tutarken Dikkat Etmesi Gerekenler !

Ramazan ayında böbrek hastaları oruç tutmak isteyebilir. Oruç esnasında uzun süren açlık ve susuzluk rahatsızlıklarınızı tetikleyebilir. Bu sebeple oruç tutmadan önce mutlaka hekiminize ve diyetisyeninize danışmalısınız.

Böbrek fonksiyonlarının bozulmaya başladığı ilk evrelerde oruç çok zararlı olmayabilir. İlaçlarınızı azaltmamak koşuluyla saatlerini iftar ve sahur saatlerine göre ayarlamalı ve tuzdan uzak durmalısınız. Oruç süresinin uzaması suya ihtiyacı arttırır. Sahur öğünü kahvaltı ağırlıklı bir öğün olmalıdır. Kavurmalar veya yağlı yemeklerden uzak durmalısınız. Yumurta, tuzsuz peynir, tuzsuz zeytin, tuzsuz ekmek ve mevsim sebzelerinin sahurunuzda yer almasını tavsiye ediyorum.

Böbrek hastalığı olan veya böbrek hastalığı yönünden riskli olan bireylerin bu önerileri dikkate alması gerekir:

  • Bütün yiyecekleri tuzsuz tüketin.
  • Kalsiyum içeren süt ve süt ürünlerini yüksek oranda tüketmeyin.
  • Çok fazla ve demli çay tüketmeyin.
  • Tuzlu kuruyemişlerden uzak durun.
  • Konserve ürünlerden uzak durun.
  • Düzenli yürüyüş yapın.
  • Gereksiz ilaç kullanımından kaçının.
  • Böbrek taşınız varsa kesinlikle vücudunuzu susuz bırakmayın.
  • İftar ve sahur arasında en az 2 litre su tüketin.

Böbrek fonksiyonlarının % 50’nin altına indiği üçüncü evre ve sonrası hastalarda, hastalık ilerledikçe oruç tutmaya bağlı sıkıntılar da artacaktır. Bu nedenle böbrek fonksiyonlarının % 30 ve daha üzerinde kayıp olan hastaların oruç tutmalarının riskli olduğu uzman hekimler tarafından bildirilmiştir.

Hemodiyalize giren hastaların oruç tutmaları önerilmemektedir. Çünkü hiç idrarları yoktur. Ayrıca fosfor ve potasyumu dengelemek için çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır ve belli oranda su içilmesi gerekir. Vücuttan atılamayan zararlı maddelerin oluşturduğu ağız kuruluğunu az da olsa su içmeden geçirmek mümkün değildir.

Uzman Diyetisyen Deniz Berksoy

Kaynakça:

https://www.davita.com/diet-nutrition/articles
https://www.kidney.org/atoz/content/dietary_hemodialysis
https://nkfs.org/treatment-options/eating-right-for-dialysis-patients/

blank

Ramazan’da Sağlıklı Bireylerde Beslenme Önerileri-2

  • Oruç tutarken de yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.

  • Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için, süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.

  • Sahur öğününüzü atlamayın. İftar ve sahurda kan şekerini birden yükseltmeyen, uzun süre tokluk hissi sağlayan, yavaş sindirilen proteinli ve lifli gıdalar, tam tahıllı ürünler (tam tahıllı buğday ekmeği, çavdar veya kepek ekmeği), kuru baklagiller (kuru fasulye, mercimek, nohut), süt ürünleri (yoğurt, ayran, süt kefir, cacık vb.), yumurta, bal, taze sebze ve meyve/kuru meyveler, şekersiz hoşaf veya komposto, hurma, ceviz, kavrulmamış fındık veya badem tercih edin. Rafine ürünlerden, beyaz undan yapılmış kek, poğaça ve kurabiye gibi hamur işleri ve şekerli yiyeceklerden uzak durun.

  • İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlayıp, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini hızlı bir şekilde yükselten beyaz ekmek, pirinç pilavı, kızarmış patates gibi yiyecekleri tercih etmeyin. Bunların yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna vb. tercih edin.

  • Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklı ve her seferinde küçük porsiyonlar şeklinde beslenin.

  • Çiğ veya az pişmiş hayvan ürünleri yemekten kaçının. İyi pişmiş yiyecekleri tercih edin.

  • İftardan sonra sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve, hoşaf ve kompostolar tercih edin.

  • Oruç tutarken, bağışıklık sisteminizi güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tüketimi
    önemlidir.

  • E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmaktadır. E vitaminin iyi kaynakları yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve fındık, ceviz gibi yağlı tohumlardır. Günlük olarak mevsimine uygun 3 porsiyon sebze, 15-20 adet fındık (30 gr) veya 5-6 adet ceviz (30gr) ve haftada 2-3 defa kurubaklagil (mercimek, kurufasulye, nohut) tüketilmelidir. Bağışıklık sisteminde D vitamini de önemli rol oynamaktadır. D vitamini güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. Özellikle kış mevsimde havanın güneşli olduğu zamanlarda mümkün olduğunca güneşten faydalanılmalıdır. Güneşten faydalanmasının mümkün olmadığı hallerde besin desteği olarak D vitamini alınabilir. Balık D vitamini, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (Omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum, iyot mineralleri ve E vitamini içerir. Bu nedenle kış aylarında haftada 2-3 kez balık tüketilmedir.

  • Prebiyotik besinler, sebzeler (pırasa, yer elması, bamya, enginar, kereviz, soğan, sarımsak, kuşkonmaz ) kurubaklagiller (nohut, mercimek, fasulye), tam tahıllar (tam buğday, yulaf, arpa, kepekli pirinç), yağlı tohumlar (ceviz, badem, fındık), meyveler (zeytin, muz, çilek, elma)
    ve probiyotik ürünler kefir, yoğurt, ayran, boza, tarhana, şalgam suyu, turşular (şalgam suyu ve turşu gibi çok tuzlu gıda tüketiminde yüksek tansiyon hastaları dikkat etmelidirler) bağışıklık sistemini olumlu etkilerler.

  • Tütün ve tütün ürünleri kullanmayın.

  • İftardan sonra ve sahurda dişlerinizi fırçalamayı unutmayın.

Kaynakça: Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/haberler/ramazan-da-beslenme-onerileri.html

blank

Aramıza Yeni Katılanlar 2021

Fatih Koç Diyaliz Merkezimize Başhemşire olarak yeni atanan Sayın Zaide Taşdemir,

Bayburt Sağlık Meslek Lisesinden 2000 yılında mezun olmuştur.

Zaide Taşdemir, 15 yıldır hemodiyaliz merkezlerinde çeşitli görevlerde yer almış,  5 yıldır da aktif olarak Koç diyaliz merkezinde görevini sürdürmektedir.

Kendisine Koç Diyaliz Ailesi olarak aramıza hoş geldin der ve Fatih Koç Diyaliz Merkezimizin Başhemşireliği görevinde başarılar ve kolaylıklar dileriz.

Saygılarımızla.

İstanbul ve Bursa Koç Diyaliz Merkezleri                                

blank

Dilek Hanım’a Tüm Katkıları İçin Teşekkür Ediyoruz. / 2021

Fatih Koç Diyaliz Merkezimizde Kasım 2016 tarihinden bugüne kadar Başhemşirelik görevini icra eden çalışma arkadaşımız Sayın Dilek Aydemir’in göstermiş olduğu üstün gayret, emek ve tüm çalışmalarına minnettarız.

Fatih Koç Diyaliz Merkezinin bugünlere gelmesinde önemli katkıları olan değerli ekip arkadaşımız Dilek Aydemir ailevi nedenlerle kurumumuzdan ayrılma kararı almıştır. Bugüne kadar ki tüm katkıları için Dilek Hanıma teşekkür ediyor, yeni yaşamında kendisine ve ailesine sağlık ve mutluluklar diliyoruz. Yolunuz açık ve aydınlık olsun.

Saygılarımızla.

İstanbul ve Bursa Koç Diyaliz Merkezleri                                

blank

Kronik Böbrek Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

30 Mar 2021 Genel

Kronik böbrek hastalığı sıklıkla sinsi seyreden bir hastalıktır. Hastaların çoğunda ileri evrelere kadar şiddetli belirtiler görülmeyebilir. Böbreklerin vücuttaki tüm doku ve organların çalışmasını etkileyen önemli işlevleri dikkate alındığında, kronik böbrek hastalığının ilerlemesi sürecinde hastaların adeta saçının telinden tırnağının ucuna kadar tüm sistemlerine ait önemli belirtiler ortaya çıkar.

  • Geceleri sık idrara çıkma
  • İdrar yapmada güçlük veya yanma
  • Kanlı idrara çıkma, köpürme
  • Susama hissinde artış
  • Bacaklarda ve göz çevresinde şişlik
  • Tansiyon yüksekliği
  • Baş ağrısı ve baş dönmesi
  • Halsizlik, güçsüzlük, çabuk yorulma
  • İştah azalması
  • Bulantı ve kusma
  • Ağızda kötü koku ve tat bozukluğu
  • Kilo kaybı
  • Solukluk
  • Deride kuruma ve kaşıntı
  • Kemik ağrısı
  • Hıçkırık
  • Uyku güçlüğü

Kaynakça: Türk Nefroloji Derneği

blank

Kronik Böbrek Hastalığı Nedir?

Kronik böbrek hastalığı, böbreklerin işlevlerini yerine getirme ve vücut sağlığını koruma yeteneğinin azalmasıdır. Altta yatan neden ne olursa olsun, en az 3 aydır devam eden böbrek işlevinde azalma ve/veya böbrekte hasar varlığı “kronik böbrek hastalığı” olarak tanımlanır. Kronik böbrek hastalığı ilerledikçe, böbrek işlevlerinin giderek bozulması sonucu hastalarda birçok önemli sorun ortaya çıkar.

  • Vücuda zararlı olan üre ve kreatinin gibi toksik maddeler birikir.
  • Su ve tuz vücutta birikir. Bunun sonucunda kan basıncı yükselir ve vücutta şişlikler ortaya çıkabilir.
  • Kansızlık gelişir.
  • Kemikler zayıflar.
  • Beslenme durumu bozulur.
  • Sinirlerde hasar ortaya çıkar.
  • Kanda potasyum düzeyi yükselir ve buna bağlı olarak kalp ritminde bozukluklar ortaya çıkabilir.
  • Kalp ve damar hastalıkları gelişir.
  • Başlıca kalp-damar hastalıkları nedeniyle erken ölüm riski artar.
  • Böbrek işlevinin % 85-90’ından fazlasının yitirildiği son evrede yaşamı tehdit eden ciddi sorunlar gelişir ve hastaların yaşamlarını sürdürebilmeleri için diyaliz veya böbrek nakli gibi böbrek yerine koyma tedavilerinin uygulanması gerekir.

Kaynakça: Türk Nefroloji Derneği

1 2 3 4

Search

+
Facebook
Instagram